Dengbêj diyorlardı onlara. Avcıydılar, söz avcısı, kelime avcısıydılar. Kelimeler dillerinde makam olur; makam bir stran, stran destan, destan bir tarih, tarih bir acı, acı hepten kelam… Ve o kelam, hiç beklemediğimiz bir anda, bir aşiret reisinin divanında, yoksul bir köylünün odasında, meçhul bir yolcunun yolunun düştüğü serin bir yaz yaylasında kurulmuş bir kara kıl çadırda dokunaklı bir stran, bir destan, bir masal, bir hikaye olur çıkar karşımıza. Hafızasını korumaya çalışan bir halkın orta ...